Ceviz Kabuğunu Dolduran Konular

Tarihe düşülen not

  • Anket

  • Son Tweetler

  • Kategoriler

  • Yararlı Linkler

Bağdat Savaşı ve Yüzbin Çocuk

Posted by Emi[R]ates™ Şubat 11, 2007

Amerika Bağdat’ta işgal sonrası en büyük saldırıya hazırlanıyor. 50 bin asker, Bağdat sokaklarını karış karış dolaşıp direnişçi avlayacak. Tabi bu, güvenlik önlemi gibi olmayacak. Bir şehir savaşı olacak. Sokak çatışmalarıyla sınırlı kalmayacak. Kent havadan bombalanacak, mahalleler saldırıya uğrayacak. Dünya, nasıl bir Bağdat savaşı yaşanacağını endişeyle bekliyor. Sünni direnişçiler, İran yanlısı gruplar, direnişe katılan Şii unsurlar hedef olacak.

Bağdat’ta hem İran’a karşı hem de Sünniler’e karşı savaş yaşanacak. Bağdat’ta hem Sünni Kürtler hem de Şii Gruplar ABD ile birlikte devleti koruma adına kardeşleriyle savaşacak. Bağdat; ya çok büyük bir şehir savaşına sahne olacak ya da İkinci Dünya Savaşı’nın sembol şehirleri gibi ateş topuna döndürülecek. Bağdat bir Dresden, Bir Tokyo mu olacak? Şehir suyunun kaynadığı, metallerin eridiği bir cehennem mi olacak?

Siyasi sonuçları bir tarafa, Şii olsun, Sünni olsun, kaç Bağdatlı hayatını kaybedecek? Amerikan zaferi için daha kaç insan ölecek? Ve sonuçta kaç insanın ölümü sadece istatistik olarak kaydedilecek? Sünniler Kürtlere, “siz bu savaşa karışmayın yoksa biz de Kuzey Irak’a saldırırız” diyor. Kürtler karışırsa Irak savaşında saflar öylesine karışacak ki; Sünnilerin, Şiilerin, Kürtlerin Amerika hegemonyasının bekası için nasıl ölüme gittiklerini izleyeceğiz.

İşgalden bu yana, dört yıl içinde bir milyona yakın insan öldü. Dikkat edin; bu süre içinde tam 100 bin çocuk öldü. 100 bin çocuk! Kim için, ne için, kimlerin çıkarı için, kimlerin kirli amaçları için, kimlerin daha zengin, daha müreffeh, daha rahat yaşaması için öldü 100 bin çocuk! Hangi siyasi çıkar, hangi beklenti, hangi kazanç bize bu ölümleri kabullendirebilir?

İran varken, Irak’a sahip olamayacağını Anlayan ABD, önce Irak’ı dize getirip ardından İran’ a saldırma hazırlıkları yapıyor. Bush’un “Bul ve yok et” talimatından sonra Amerikan ordusu hem direnişçilere hem de Irak içinde İran’a karşı yeni bir savaş başlattı. Medya kampanyası, resmi yalanlar, spekülasyonlar eşliğinde bütün bölgeyi mahvedecek bir savaşın ayak seslerini duyuyoruz. Irak işgalini engelleyemeyen dünya, İran’a saldırıyı engelleyebilecek mi? Sanmıyoruz. ABD ve İsrail’in aksine İran hiçbir ülkeye saldırmadı. İsrail’in aksine bütün uluslararası yükümlülüklere uydu, nükleer tesislerini denetime açtı. Ama yine tehdit İran!

ABD Deniz gücü Basra Körfezi’nde toplanıyor. COPLAN 8022-02 adlı plan, İran’a karşı geniş çaplı hava saldırısını öngörüyor. 2004’teki Başkanlık genelgesi, bu ülkeye karşı taktik nükleer silah kullanılmasını içeriyor. Soğuk Savaş ve sonrasında belki de ilk kez, bizim coğrafyamızda nükleer silah kullanılacak. Belki de bizim de bir Hiroşima’mız olacak. ABD ordusu şimdi bu saldırının simulasyonu üzerinde çalışıyor.

Bazı haber kaynakları, saldırının Nisan sonundan hemen önce yapılacağını iddia ediyor. Nükleer içerikli füzeler Akdeniz çevresinde depolanıyor. ABD bu füzeleri kullandığı anda İran’ın İsrail’i vuracağı, ardından bu ülkeye karşı korkunç bir hava saldırısı başlatılacağı öne sürülüyor. Ve bu saldırı için Basra Körfezi, Akdeniz, Hint Okyanusu, Irak, Türkiye, Azerbaycan birer üs olarak öne çıkıyor. Ama başka bir coğrafyada harıl harıl saldırı hazırlığı yapılıyor ve dikkat çekmiyor.

İran’a bahar saldırısının esas üsleri Bulgaristan ve Romanya olacak gibi. Bulgaristan’daki üsler, Romanya’da Karadeniz kıyısında bir üs bu saldırı için hazırlanıyor. Bulgaristan Haber Ajansı’na göre bu ülkedeki üsler, İtalya’daki üs, Çek Cumhuriyeti’ndeki ABD üssü ile Romanya ve Polonya İran saldırısına hazırlanıyor. B-2 bombardıman uçakları bu üslere naklediliyor. 2006’da yapılan anlaşma çerçevesinde Bulgaristan’daki Bezme, Graf İgnitievo ve Novco Selo üsleri ABD’ye devredildi. Buralara savaş uçakları, füzeler, binlerce asker sevkedililiyor. Bunlarla beraber Romanya’daki üslere de F-15 ve F-16 uçakları naklediliyor. Orta Avrupa’daki Çek Cumhuriyeti ve Polonya’daki ABD üslerinde de aynı hazırlıklar var. Ukrayna ve Gürcistan’ın da aynı amaç için kullanılacağı ortada. Basra Körfezi’ndeki hazırlıkları tekrar etmeye gerek bile yok. İran’da bin beş yüz hedef belirlendiği, 18 kentin tehdit altında olduğu, petrol ve endüstri bölgeleriyle savunma tesislerinin saldırıya uğrayacağı ifade ediliyor.

Bağdat, büyük savaşın ateşlendiği şehir olacak gibi. Bölgenin insanları, Şiileri, Sünnileri, Arapları, Türkleri, Kürtleri, İranlıları, küçük hesapları bir yana bırakıp bu ölümcül gerçeği görecekler mi? Bağdat’ın kaderinin Şam’ı, İsfahan’ı, İstanbul’u esir alacağını görebilecekler mi? Birbirinin boğazına sarılmayı bırakıp ortak hedefe yönelme basiretini gösterebilecekler mi? Önümüzde, bu çağrıyı güçlendirmekten başka hiçbir yol yok.

[İbrahim KARAGÜL – Yeni Şafak]

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: