Ceviz Kabuğunu Dolduran Konular

Tarihe düşülen not

  • Anket

  • Son Tweetler

  • Kategoriler

  • Yararlı Linkler

Ya İran ABD’yi vurursa!

Posted by Emi[R]ates™ Nisan 8, 2007

Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgesel işbirliği kanalları açılırken, ekonomik ve siyasi yakınlaşma Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar gelişirken, Ankara’nın İran ile Sünni ülkeler arasındaki ikna gücü artarken, bu olumlu gelişmeleri sıfırlayacak, bölgeye ciddi krizler yayacak, küresel düzeyde ağır etkileri olacak, bölgenin siyasi istikrarına ve ekonomik çöküşüne yol açacak bir tehlike ısrarla besleniyor.

Irak’ı bir tarafa bırakalım. Bundan sonra İran’ı tartışacağız. Öyle ki, Irak’taki vahim gelişmeler, İran merkezli gelişmelerin gölgesinde kalacak gibi. Pakistan ve Afganistan’ın yanı sıra, Suriye ve Lübnan’ı da etkisi altına alma potansiyeli taşıyan kriz senaryosu başarıya ulaşırsa, süreç o zaman bölgesel savaş başlığı altında tartışılmaya başlanacak. “Irak bölünürse yüz yıl boyunca savaş olur” diyenler, bu endişeyi bir de İran’la birlikte düşünmeli.

İran bölünürse, İran’a bir saldırı olursa, İran karşı saldırıya geçerse, İran Şiileri bulundukları topraklarda harekete geçirirse sadece bölge ülkeleri değil, ABD’nin de Ortadoğu’daki varlığı tehlikeye girecek, İsrail belki büyük bir savaşın içine sürüklenecek, Türkiye, istemeden taraf olma durumunda kalacak demektir. Böyle bir gelişme, Ortadoğu’daki rejimlerin çöküşüne yol açacağı gibi, haritaların değişmesine, yeni devletçiklerin ortaya çıkmasına veya Batı’ya ve Batılı hedeflere karşı topyekun saldırıya yol açacaktır. Bu fırtınanın ardından ABD’nin Büyük Ortadoğu’su mu kurulacak, uzun süreli bir fetret devri mi yaşanacak yoksa hiç öngöremediğimiz güçler, aktörler mi ortaya çıkacak o zaman göreceğiz.

Şimdi, İran’a karşı estirilen rüzgar nasıl bir kum fırtınasına dönüştürülüyor bakalım:

İşgalden hemen sonra ABD ile İran arasında Irak içinde şiddetli bir iktidar mücadelesi başladı. Tahran hem Bağdat yönetimini hem de hükümet dışında kalan grupları destekledi, silahlandırdı. Son bir yıldır yaşanan kanlı çatışmaların sebebi bu ve hala devam ediyor.

ABD, İngiltere ve İsrail, PKK’nın yan kuruluşu olarak kurdukları İran Özgür Yaşam Partisi PJAK’ı, eğitti, silahlandırdı, İran içlerine soktu ve saldırılar yaptırdı. Hala da yapıyor. Bu örgüte para ve silah desteğinin yanı sıra hedef belirleme konusundaki destek devam ediyor. PJAK saldırıları İran’a ciddi zararlar verdi, helikopter ve uçak düşürme dahil bir çok asker ve üst düzey komutan öldürüldü.

Aynı güçler, İran’ın Huzistan bölgesinde örgütlenmelere gitti. Araplar üzerinden ciddi saldırılar, sabotajlar düzenledi. Saldırılar devam ediyor.

ABD, İngiliz, İsrail istihbaratı, İran içindeki unsurlarla işbirliği içinde örtülü operasyonlar yaptı, yapmaya devam ediyor. İran Basra Körfezi’nde tatbikatları artırıp gövde gösterisi yaparken ABD ve müttefikleri Körfez’e yığınağa devam ediyor.

Aynı güçler İran eski Savunma Bakan Yardımcısı Ali Riza Asgeri’yi İstanbul’da kaçırıldı. Bu operasyon hakkında henüz net bilgi edinilemezken başka İranlıların da aynı şekilde kaçırıldığı ortaya çıktı. Tahran şimdi; “Verin Asgeri’yi alın askerlerinizi” derse ne olacak?

Ve son olarak körfezin kuzeyinde İran karasularına giren 15 İngiliz asker Devrim Muhafızları tarafından esir alındı. Daha önce İranlı diplomatların Irak içinde esir alınması sonrası Tahran da İngiliz askerlerin başına çuval geçirmiş oldu! Ocak 2004’te de altı İngiliz askeri esir alınmış, gözleri bağlı olarak televizyona çıkarılmış, üç gün sonra da bırakılmıştı. Ama şimdi durum farklı, ABD-İran krizi alabildiğine tırmanmış durumda ve askerlerin bırakılması o kadar kolay olmayacak.

Aynı dönemde BM Güvenlik Konseyi İran’a yönelik yaptırım kararını onayladı. Silah, askeri teknoloji yasağının yanında İran’la ticareti, para transferini ve yatırımları yasaklayan karar, son derece ağır yaptırımlar içeriyor.
ABD’nin İran’a saldırı için bahane aradığı, hatta saldırıya taraftar olmayan İngiltere’yi ikna etmek için bir İngiliz gemisine saldırı senaryolarının konuşulduğu bir dönemde 15 asker esir alındı. Vietnam savaşı Ağustos 1964’te Tonkin Körfezi’ndeki bir ABD destroyerine yönelik saldırı iddiasıyla başladı. İddia üzerine ABD Vietnam’a saldırı kararı aldı. Ama zamanla ortaya çıktı ki, aslında böyle bir saldırı olmamıştı. Benzer senaryo Basra Körfezi’nde bekleniyordu.

Rüzgar tersine dönmezse, kısa vadede çok ciddi petrol kriziyle başlayacak sarsıntıları dizginlemek mümkün olmayacak. ABD, İran’a karşı Sünni ülkeleri de yanına alırsa, bölge hem büyük bir saldırıyla hem de korkunç bir iç savaşla boğuşmak zorunda kalacak.

Hürmüz Boğazı ile Kuveyt-Irak arasındaki alan silah petrol ve kan denizine dönüşebilir mi? Bir Çanakkale senaryosu yaşanır mı? Zbigniew Brzezinskyi’nin, Dış İlişkiler Konseyi’ndeki “Bush yönetimi İran’la kaçınılmaz bir savaşa doğru gidiyor” sözünü ve 27 Mart 2006’da New York Times gazetesindeki “provokasyon” uyarısını tekrar hatırlayalım.

Bizler, ABD İran’a saldıracak derken, İran ABD’yi vurursa ne olacak? Adı ne olsun? Yüzyıl Savaşı mı, Büyük Ortadoğu Savaşı mı?

İBrahim KARAGÜL

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s