Ceviz Kabuğunu Dolduran Konular

Tarihe düşülen not

  • Anket

  • Son Tweetler

  • Kategoriler

  • Yararlı Linkler

Gül aday gösterildi: Şimdi ne olacak?

Posted by Emi[R]ates™ Ağustos 14, 2007

Bugüne kadar herkes sözünü söyledi… “Kim aday olacak” “Gül Köşk’e çıkacak mı” “çıkmalı mı çıkmamalı mı” şeklindeki tartışmalar bu gece itibariyle sona erdi. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Bugün toparlanan AK Parti MYK partinin adayının Abdullah Gül olduğunu açıkladı. Gül henüz aday olduğunu söylemedi ancak yarın muhalefet liderleri ile yapacağı görüşmelerden sonra adaylığını açıklaması bekleniyor. Ağustos ayı sonunda 11. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül olacak.

Peki, bundan sonra ne olacak? Türkiye’nin 22 Temmuz sonrasında yakaladığı olumlu atmosfer sürecek mi? Türkiye’nin rotası istikrara mı gidecek? İstikrarın sürmesi için ne yapmalı?

Şunu hemen vurgulayalım: Gül aday gösterilmeden önce Gül hakkında olumsuz fikir beyan etmek en demokratik haklardan birisiydi. Şimdi de Gül hakkında olumsuz fikir beyan etmek en demokratik hak. Ancak bu noktadan sonra Gül’ün tüm meşru zemini kullanarak, meclis tarafından seçilerek Cumhurbaşkanı olması karşı çıkılamaz bir hak. Özellikle 22 Temmuz sonrasında… Bu demokrasinin bir kuralı. Demokrasilerde beğenilse de beğenilmese de toplumun önemli çoğunluğunun desteğini almış bir siyasetçinin devletin en önemli koltuğuna çıkma hakkı yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda duruyor. 22 Temmuz sonrasında, desteklenir desteklenmez, beğenilir beğenilmez, ancak Gül’ün Cumhurbaşkanlığına karşı çıkmak ve bunu gerilim yaratarak engellemeye çalışmak demokratik kurallarla çelişecektir. Demokrasi bu noktadan sonra Gül’ün Cumhurbaşkanlığına saygı duymayı gerektirir.

İşte bu yüzden, Türkiye’nin demokrasisinin gelişmesi ve kesintiye uğramaması için herkesin üzerine önemli sorumluluklar düşüyor.

Ağır sorumluluklardan birisi Abdullah Gül’ün omuzlarında. Gül Cumhurbaşkanı olduktan sonra tüm Türkiye’yi kucaklamalı. Gül’ün tecrübesinden ve üslubundan bu görevi layıkıyla yerine getireceği anlaşılıyor ancak tutumunun özellikle muhalif kesimlerce yakından izleneceğini göz önünde bulundurmalı. Atacağı her adım kimi kesimlerce tepkiyle karşılanacaktır. Buna rağmen Gül Cumhurbaşkanının önemli vasıfları arasında yer alan tüm toplumu kucaklama ve tarafsızlık ilkelerini izlemekten geri durmamalı. Önyargılı yaklaşımlara ve muhalefete rağmen Gül bunu başaracaktır. Çünkü yeterli tecrübe ve bilgiye sahiptir. Üstelik ardında ciddi bir halk desteği de var.

Gül’ün sorumluluklarından birisi de devletin kurumları arasındaki uyumu dengeli bir şekilde kurmak. Türkiye’nin çeşitli kesimlerinden oy alan AK Parti’nin uzlaşma politikasını Çankaya’da da sürdürmeli ve atamalarda liyakatı ön planda tutmalı. Daha da önemlisi, Cumhurbaşkanlığı makamı sistemin devamı için bir sigorta niteliğinde. Gül’ün hükümetin noteri olmayacağını biliyoruz. Kimi zaman hükümetler politikalarının yanlışlıklarını göremez. Gül’ün hükümetin yanlış uygulamalarını dikkatlice süzeceğine inanıyoruz.

Bu adaylık sonrası hükümetin omuzlarında da önemli bir sorumluluk var. Abdullah Gül’ün adaylığı hükümeti daha dikkatli davranmaya, adımlarını daha sağlam atmaya itiyor. Artık Köşk’te Cumhurbaşkanı Sezer olmayacak. Böylece hükümetin eli rahatlayacak. Hükümet bu fırsatı demokratikleşme yönünde kullanmalı ve daha sivil bir Türkiye için gerekli adımları atmalı. Bu adımları atarken Türkiye’yi gerginliğe sürükleyecek söylem ve davranışlardan uzak durmalı. Bu Türkiye’nin enerji kaybetmemesi için önemli bir nokta.

Gül’ün adaylığı açıklandıktan sonra belki de en ağır sorumluluk muhalefetin omuzlarına düşüyor. Gül’ün cumhurbaşkanlığı muhalefet tarafından istenmiyor olabilir, ancak Gül 22 Temmuz’un kendisine verdiği hakla Köşk’e çıkıyor. Muhalefet bu demokratik sonucu içine sindirmeli ve Cumhurbaşkanlığı makamını tartışmaya açmamalı. MHP’nin bunu sindirdiği şimdiden anlaşılıyor ancak CHP’den gelen ilk tepkiler içaçıcı değil. Özellikle CHP, söylemi ve uyguladığı politikaların halk tarafından nasıl algılandığını anlayabilmek için 22 Temmuz seçim sonuçlarına bakmalı. Tekrar eski gergin günlere dönmek sadece Türkiye’ye zaman kaybettirmez, sadece Türkiye’ye zarar vermez. Bundan en büyük zararı şüphesiz başta CHP olmak üzere muhalefet görür. Muhalefet demokratik bir hak kullanımına karşı söylemini dikkatli kurmalı. Gerginlik siyaseti değil, gerçek bir muhalefet uygulamalı…

Bu geceden sonra devletin kurumlarına da önemli bir sorumluluk düşüyor. Ne ordu ne de YÖK Cumhurbaşkanlığı makamını tartışmaya açmamalı. Kurumlar devletin hiyerarşisini dikkate almalı. Çankaya devletin en üst noktası ve 22 Temmuz’da aldığı geniş halk desteği sonrasında meşru bir şekilde Köşk’e çıkacak olan Abdullah Gül bu devletin bir numaralı koltuğuna oturacak. Herkesin o makama saygısını koruması hepimizin yararına.

Yeni Cumhurbaşkanı Türkiye’ye hayırlı olsun. Gerginlikten uzak, enerjisini boşa harcamayan, kurumları arasında eşgüdüm sağlanmış, sadece bölgesinde değil, küresel meselelerde de sözü geçen bir Türkiye dileğiyle…

 Yahya Bostan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: