Ceviz Kabuğunu Dolduran Konular

Tarihe düşülen not

  • Anket

  • Son Tweetler

  • Kategoriler

  • Yararlı Linkler

Lost Dizisinin Cern İle Bağlantısı Ne?

Posted by Emi[R]ates™ Mayıs 15, 2010

lost

Dünyanın en çok izlenen dizisi, meğer CERN’de çekiliyormuş!

Jeffrey Jacob Abrams, 1966 yılında, New York’ta yaşayan Yahudi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.Televizyon yapımcısı ve yöneticisi olan anne ve babasının izinden giden Abrams, bugün dünyada izlenme rekorları kıran Lost (Kayıp) dizisinin yapımcısı. İçinde bulundukları uçağın bir adaya düşmesinden sonra hayatta kalan insanların yaşam  mücadelesini konu alan Lost, ilk bakışta son derece sığ bir hikayeye sahipmiş gibi görünüyor. 30-40 kişilik kazazede grubu, bir yandan kurtarılmayı beklerken, öteki taraftan açlık, susuzluk ve sağlık problemleriyle başetmek zorundadır. Fakat sezon ilerledikçe, işler gittikçe daha garip bir hal almaya başlıyor. Diziyi seyretmemiş olanların heyecanını kaçırmak istemeyiz fakat neden bir anda J.J. Abrams ve Lost ile ilgilendiğimizi anlatabilmek için birtakım detayları incelemek zorundayız, o yüzden şimdiden diziyi seyretmemiş ama seyretme amacı taşıyan okuyucularımızı uyaralım. Bundan sonra karşınıza çıkacak bilgiler, dizideki senaryo ile ilgili önemli bilgiler içermektedir. Bizden uyarması..

Abrams’ın yapımcısı olduğu Lost, seyirci üzerinde inanılmaz bir çekiciliğe sahip. Bu özelliği, kırdığı reyting rekorlarından kolayca anlaşılabilir. Peki sadece bilimkurgu fanatiklerinin anlayabileceği tarzda bir diziyi nasıl oldu da bu kadar geniş kitlelere yayabildi, Abrams? Hikaye anlatım biçimi, kurgusu, karakterlerin yapısı, özel efektleri vs. ile şimdiye kadar görülmedik kalitede bir dizi var karşımızda. Dan Brown’un Da Vinci şifresi, edebiyat alanında ezoterik bilgilerin dağılımını nasıl kitlesel boyutta gerçekleştirdiyse, Lost ile Abrams da benzer bir kitlesel etkiyi görsel alanda sağladı. Evet, televizyonculuk tarihi daha önce başarılı olmuş birçok bilimkurgu ve fantastik yapım ile dolu. Uzay yolu, X-Files, Alacakaranlık Kuşağı gibi. Ancak bu tür yapımlar, genelde toplumun “egzantirik” olarak nitelediği, toplumsal açıdan marjinal kesimler tarafından sahiplenilmişti (Hollywood filmlerinde “inek” diye dalga geçilen tipler.) Oysa Abrams’ın yapımcısı olduğu Lost, 7’den 70’e her çeşit insanı, din, dil, ırk, eğitim vs fark etmeden kendine bağlamayı başardı. Nasıl oluyorun cevabı yukarıda bahsettiğimiz özelliklerinde saklı.

İşin özü şu: Abrams, Lost ile daha önce hayatında Kuantum teorisi ya da zaman yolculuğunu duymamış insanlara, onlar farkında bile olmadan Stephan Hawking, Albert Einstein gibi dehaların teorilerini yedirmeye başladı. Mesela hangi teoriler? Zamanda yolculuk yapan karakterler karşımıza çıktı (Einsten’in rölativite kuramı). Mekanlar arası “seyahat edebilen” (Teleportasyon, kurtçuk delikleri) insanlar, hikayede yerini aldı. Aralarda kuramsal fizik uzmanı karakterler devreye girdi ve dizide hiçbir fizik bilgisi olmayan, neler olup bittiğini bir türlü anlayamayan diğer dizi karakterlerine bu olanları anlatmaya çalıştı (aslında anlattıkları kişiler biz seyircilerdik) Bu yedirme işleminin başlıca özellikleri şunlar:

– Uzun bir süreye yayılması (Dizi 2004 yılında başladı, 2010’un Mayıs’ında sona erecek)

– Akılda kalıcı diyaloglar, göze hitap eden aksiyon ve merak uyandıran anakurgunun içine yedirilmiş olması.

– Bir çok klasik edebiyat eseri (Henry James, Jules Verne, Lewis Caroll gibi yazarların eserleri) ve İncil’den herkesin bildiği karakterlere, olaylara, mekanlara gönderme yapması.

– Her bölümün sonunda dizide gördüğü her sembolü, her numarayı, her ismi, her resmi analiz eden, tarihini sorgulayan bir “fanatik kitlesine” sahip olması. Bu fanatiklerin internet üzerinden paylaştıkları detaylar, normalde hiçbir zaman sorgulanmayacak, dikkat çekmeyecek (ama bilinçaltına görsel olarak kodlanmış) bilgileri içeriyor.

Lost’un bilimkurgu yanı ise her geçen bölüm daha ağır basıyor. İlk başlarda hiçbir anlam ifade etmeyen olaylar, kimi zaman bir kaç bölüm sonra, kimi zaman bir sezon sonra bilimel bir açıklamaya kavuşuyor. Örneğin, başka karakterlerin ne zaman nasıl öleceğini bilen bir karakterin, bunu nerden bildiğini ,nasıl bildiğini, o bölümün yayın tarihinden bir sene sonra yeni bir bölümde bilimsel sebeplere dayandırarak açıklayabiliyor senaristler. Kimi zaman seyirci neyin ne olduğunu unutsa da, çoğu açıklama bu kadar uzun sürmüyor bile. Ki zaten önümüzdeki mayıs ayı sona erecek olmasından dolayı, şimdiye kadar bir çok soru cevaplanmış durumda. Ama yaşanan her fenomenin ardında, kuramsal fizikten bir teori bulunuyor. Ve bu işin arkasında son derece profesyönel bir ekip var. Kuramsal fizikçiler ve mühendislerden oluşan uzman bir kadro, yazım ekibini kafasındakileri bilimsel metodolojiye uygun hale getiriyor. Yani anlayacağınız o teorilerin arkasında (bir zamanların diş fırçası reklamlarının Türk insanının aklına soktuğu) “isviçreli bilimadamları” var.

Gerçekten. Hepsi İsviçreli olmasa da en azından İsviçre’de yerin altında deney yapan bilimadamlarından bahsediyoruz.

CERN’dekilerden!

ABD’de yayınlanan Popüler Mekanik adlı dergide, Lost ve bilim üzerine Erin McCarthy imzalı bir makale yayınlandı. Makalede açık ve seçik bir şekilde Lost’un yaratıcılarının ağzından dizide işlenen fizik kuramlarıyla, CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda kanıtlanmaya çalışılan kuramların aynı olduğu söylenmiş. Hani şu “Tanrı parçacığını” bulmaya çalıştıkları, dolaylı yoldan da başka boyutların varlığına ve zamanda yolculuğa dair teorilerin üretildiği deneyler. İşte, dünyada en çok izlenen dizilerden biri, normalde bunlardan hiç haberi bile olmayacak insanlara birden fazla evrenin varolabileceğini, bizim o evrenlerle irtibat kurabileceğimizi, zamanda yolculuğun mümkün olabilceğini tam altı senedir hiç durmaksızın anlatıyor.

Bu diziyi severek takip ettiğini bilinen ve dizideki hikaye ile gerçek dünyadaki fiziğin aynı olabileceğini söyleyen bir kişi daha var ki, iyibilgi okuyucuları o kişiyi daha önceki CERN yazılarından dolayı yakinen tanıyor: Kuramsal Fizik Profesörü Michio Kaku. Hani şu CERN’deki deneyler sayesinde “tanrının beynini okuyabiliriz” diyen kişi. Kaku’nun Lost ve CERN ile ilgili çok ilginç bir açıklaması var. Fakat Bay Kaku’nun yaptığı açıklamayı anlayabilmek için, diziyle ilgili önemli bir bilgiyi de vermemiz gerekiyor ki, diziyi takip etmeyenler için kurduğu bağlantı havada kalmasın. (Diziyi seyredecekseniz ve heyecanı kaçsın istemiyorsanız, dikkatli olun!)

Dizinin kurgusunun temelinde Dharma İnsiyatifi adı verilen bir bilimsel araştırma projesi yatıyor. Bu projedeki deneylerin önemli kısmı, yer altında özel inşaa edilmiş “laboratuvarlarda” gerçekleşiriliyor. Bunun sebebi de, yer altında çok ender rastlanan, muazzam enerjiye sahip manyetik alanların enerjisinden yararlanabilmek (CERN’deki muazzam derecedeki enerji ve yer altı benzerliğine dikkat). Peki muazzam boyutlarda enerjiye ihtiyaç duyan deneyler neyin üzerine?

Zaman yolculuğu ve boyutlararası seyahat.

İki resim arasındaki benzerliğe dikkat. Soldaki Lost dizisinde adı geçen Dharma İnsiyatifi adlı projenin kullandığı logo. Sağdaki CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’ndan bir kesit)

Gelelim Prof. Michio Kaku’nun bu konuyla ilgili açıklamasına. Kaku’ya göre, Lost’un yaratıcıları dizinin hikayesinde, son model fizik kuramlarından yararlanarak zaman ve mekan boyutunda geçişlerin sağlanabileceği bir “kurtçuk deliğinin” varlığına dair bir temel oluşturuyorlar. Enerji seviyesi o kadar yüksek hale getiriliyor ki, zaman ve mekan yırtılmaya, dolayııyla gerçekliğin dokusu parçalanmaya başlıyor. Zaman ve mekanın yırtılması, gerçekleşmesi imkansız olarak düşündüğümüz şeyleri, imkanlı hale getirecek.

Dünyanın en çok izlenen dizisinde, öyle bir enerji toplanıyor ki, imkansız diye bir şeyi düşünmek imkansız hale geliyor.

İnsanların her şeye kadir olduğunu mu söylüyor acaba Kaku ve Abrams gibiler?

Külli iradeyi yoksayıp, cüzzi iradesi ile insanın herşeyi yapabileceğini mi söylüyorlar bize?

Dilerseniz bu soruyu, Abrams’ın yapımcılığını yaptığı ve Lost’un bitimine yakın başlayan diğer iki dizisini inceleyeceğimiz bir sonraki yazımızda daha kapsamlı hale getirelim.

İyibilgi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: