Ceviz Kabuğunu Dolduran Konular

Tarihe düşülen not

  • Anket

  • Son Tweetler

  • Kategoriler

  • Yararlı Linkler

Archive for the ‘Duyurular’ Category

Uludere Belgeseli / Ağlama Anne, Güzel Yerdeyim…

Posted by Emi[R]ates™ Kasım 14, 2012

Posted in Duyurular, Türkiye Gündemi | Etiketler: , | Leave a Comment »

‘Yalandan yüzüne gülen dünya’dan göçtü artık

Posted by Emi[R]ates™ Eylül 25, 2012

 

Emeğinin karşılığını hiç alamamış bir babanın, emeğinin karşılığını hiçbir zaman layıkıyla alamamış çocuğuydu o…

Hayat hikayesini bir cümle ile özetlerdi:

Zenginsen ya bey derler ya paşa, fukaraysan ya abdal derler ya cingan haşa!

* * *

Yokluktan, yoksulluktan, fukaralıktan çok çekmişti…

Soytarıların paraya para demediği günlerde meteliğe kurşun atıyordu…

Televizyonun ve radyonun devlet egemenliğinde olduğu dönemlerde “batılılaşma” zannederek “tezek kokuyor bunlar!” diye aşağılayıp yasaklamışlardı türkülerini…

***

‘Düğün şarkıcısı’ diye küçümseyenlere “Ben düğünlere de giderim, içkili yerlere de… Çünkü her yerde ‘insan’ var” diyerek ders vermişti.

Sonunda düğünlerde bile çalmasına izin vermediler.

Dayanamadı. Terk etti Türkiye’yi…

Almanya’ya gitti….

Adı garip konmuştu bir kere, musibetler bırakmıyordu yakasını…

‘Alamanya’ yolunda trafik kazası yaptı. Alıp hapishaneye attılar.

Ne arayan oldu ne soran…

Bir tek Yaşar Kemal hatırladı onu…

Üzerinde “Bozkırın Tezenesine…” yazılı bir İnce Memed gönderdi hapishaneye…

O günden sonra adı Bozkırın Tezenesi kaldı ama tanıyanlar bilirdi ki o aslında garipti, garibandı.

Memlekette zulüm hakimdi o yıllarda…

İşkence tezgahları kurulmuştu.

Konuşmaya korkuyordu herkes…

Almanya’dan isyan etti: “Suçun sorumlusu ruhtur, vücudun günahı yoktur. Kıymayın insancıklara…”

* * *

2 yıl önce Hasan Saltık’ın Unkapanı’ndaki ofisinde tanımıştım Neşet Abi’yi…

“İçme usta şu sigarayı artık” dedim.

Çattı kaşlarını, “Nasıl içmeyeyim bundan başka derdime ortak olanım yok ki” dedi.

Sonra inceden bir sitem etti: “Sen kalem tutan adamsın söyle bana, gençlerimize bir haller olmuş… 20 yıl önce gençler türkülerime ağlardı şimdiki gençler aynı türkülerde göbek atıyor.”

* * *

Herkes bilmez ama bilen iyi bilir…

Ve Neşet Ertaş bilenle bilmeyen bir olmaz…

İlk gençlik aşklarının yürek yakan sevdalarıyla usul gözyaşları döken delikanlılar, gencecik gelinlik kızlar bilir, tanır onu…

Bir kere değdi mi yüreğine artık Neşet’le büyürsün, Neşet’le aşık olur, Neşet’le yuva kurarsın, Neşet’le çocuğunu büyütür ve Neşet’le ölürsün.

Bozkırın Tezenesi’nin türküleri, aşka bulanmış gönüllerin marşıdır!

* * *

Bu topraklarda yaşarken ‘kıymeti’ bilinmiş ‘kıymetli adam’ yoktur.

Hoş, göçtükten sonra da ne kadar kıymet bildiğimiz muammadır ama…

Arkasından “Ne adamdı ama” demeye…

“Bir daha öylesi gelmez” demeye kurulmuş saatlerimizin ayarını bozmak için yazıyorum bu yazıyı…

Neşet Ertaş hasta…

Ne olur dua edin onun için…

Neredeyse her gün acı haberlerle yanıyorken bir de onun kaybını kaldırmaz yüreklerimiz…

Açıp ellerimizi dua edelim “Bir tane daha Neşet Ertaş’ımız yok. Ne olur o gülüşü gülden güzel adamı bizlere bağışla” diye…

Bu topraklar bir Neşet Ertaş daha çıkaramadı ve görünen o ki bin yıl daha çıkaracak gibi durmuyor!

 

Candaş Tolga Işık

Posted in Duyurular, Kim Kimdir?, Türkiye Gündemi | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Darbecilerin sonu: Üç cunta liderine 20’şer yıl hapis

Posted by Emi[R]ates™ Eylül 22, 2012

 

Balyoz darbe girişiminin 3 lideri Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Darbelere karşı mücadele eden halk kazandı. Bundan sonra darbe planı yapmaya kalkanlar iki kere düşünecek.

 

21 ay süren Balyoz davası sonuçlandı.

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanlarından emekli Orgeneral Çetin Doğan ve Ergin Saygun’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, “eksik darbe girişiminde bulunma” gerekçesiyle 20 yıl hapse düşürüldü.

MHP Milletvekili Engin Alan, Ergin Saygun, Bilgin Balanlı ise 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Albay Dursun Çiçek’e ise 16 yıl hapis verildi.

34 kişi beraat etti. Bunların biri albay, 33’ü ise astsubay. Duruşma salonundaki tutuksuz yargılanan sanıklar ise tutuklandı.

En önemli Ergenekon davası nasıl başladı?

2003’teki darbe planları, Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven kod adlı darbe girişimlerini basına zaten yansımıştı.

20 Ocak 2010’da Taraf gazetesi “Fatih Camii bombalanacaktı” manşeti ve “”Darbenin adı Balyoz” başlığıyla 2003 Mart’ında 1. Ordu Komutanlığı’nda hazırlanan ve devreye sokulan darbe planını duyurdu.

21 Ocak 2010 günü aralarında DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan’ın da bulunduğu 14 darbe karşıtı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Aynı gün Taraf muhabiri Mehmet Baransu iki bavul dolusu belgeyi savcılığa teslim etti.

23 Ocak’ta ise dondurucu soğuğa ve tipiye rağmen Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun yaptığı protesto çağrısına katılan 7-8 bin kadar insan, Balyoz darbecilerinin yargılanması için Beyoğlu Tünel’den Taksim’e yürüdü.

TSK’nın komuta kademesini oluşturan orgenerallerin yüzde 10’dan fazlasının tutuklu sanık olarak yargılandığı dava böyle başladı.

Cuntanın lideri Çetin Doğan, 22 Şubat 2010’da gözaltına alındı ve 26 Şubat’ta tutuklandı.

28 Şubat darbesini hazırlayan Genelkurmay’a bağlı Batı Çalışma Grubu’nunda başkanı olan Çetin Doğan 2011 seçimlerinde Ergenekon davası sanığı Perinçek’in partisi İP’in kurduğu Cumhuriyet Güçbirliği tarafından İstanbul 2. bölge bağımsız milletvekili adayı gösterildi ve seçilemeyerek dokunulmazlık zırhına ulaşamadı.

Doğan ve 49 cunta üyesinin gözaltına alınmasıyla başlayan operasyonlar ise sürdü. Sonuç 250 darbeci subayın tutuklanması ve Balyoz darbe girişimine katılmış 365 kişinin yargılanması oldu. Yargılananların çoğu muvazzaf, yani hâlen görevde olan komutanlardı.

Balyoz planının esin kaynağı: 12 Eylül darbesi

28 Şubat darbesinin hedefi olan siyasetçilerin bir bölümünün kurduğu AKP’nin 3 Kasım 2002’de hükümet oldu ve 2002’nin son günlerinde cunta yeni darbe için harekete geçmişti. Aralık aynın son günlerinden 2003 Mart’ına kadar yapılan hazırlıkların ardından “Balyoz Güvenlik Harekât Planı” adı konulan darbe girişimi hazırlandı. 5 bin sayfayı bulan ve cuntanın bizzat kendi kaydettiği bir çok cdlerde, 29’u general toplam 161 subayın katıldığı seminerlerde kimlerin nasıl gözaltına alınacağından hükümete kimlerin getirileceğine kadar darbenin en ince ayrıntısına kadar planlandığı görülmüştü. 28 Şubat darbesinin “1000 yıl sürecek” iddiasını yaşatmak için harekete geçtiler.

Balyoz darbe planı esin kaynağı olarak 12 Eylül darbesi için koşulları oluşturmak için devreye sokulan “başarılı” “Bayrak Güvenlik Harekat Planı”nı model almıştı. 12 Eylül darbesinin hazırlanmasının belgeleri, Balyoz darbe planının belgelerinin arasından çıkmıştı. Balyoz seminerinde konuşan bir kurmay subay “yaklaşımlarını” şöyle anlatıyordu:

“12 Eylül darbesiyle ülke süt liman hâle geldi. Şimdi böyle bir tehdidin ortadan kaldırılması için fazla uğraşa gerek yok. Yani kuvvetleri sağa sola göndermenin… Bana göre yapılacak en kolay hareket tarzı, 12 Eylül gibi bir harekâtın baştan itibaren organize edilmek suretiyle, bir anda söndürülmesine imkan sağlar diye düşünüyorum. Tabii, bunu burada söylemek istemedik ama sonunda bunu vurgulamaya çalışıyoruz.”

Ne yapacaklardı?

1.Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın liderliğinde 256 subay tarafından Selimiye Kışlası’nda hazırlanan Balyoz planı hazırlayanların deyimiyle “12 Eylül tipi” bir darbeyi öngörüyor ve bu darbeye zemin hazırlamak için Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj adı verilen eylem planlarını devreye sokmayı planlıyordu. Bu planlara göre AKP hükümetine karşı ordunun iktidara el koyması için şunlar yapılacaktı:

Hedefler: “Türkiye genelinde sıkıyönetim ilan edilmesi” ve “darbe için elverişli koşulların oluşturulması.” Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına’nın imzasını taşıyan Oraj Hava Harekât Planı, Vazife bölümünde şöyle yazıyordu:

“Hava Kuvvetleri Komutanlığı olarak Türkiye genelinde sıkıyönetim ilan edilmesini sağlamak ve Sıkıyönetim Komutanlıklarının faaliyetlerinin başarıya ulaşmasını sağlamak maksadıyla; Yunanistan’la gerginliği artıracak ve irtica yanlılarını tahrik ederek TSK aleyhine faaliyetlere başlamalarını sağlayacak, envanterindeki mevcut silah sistemlerini kullanarak psikolojik etki yaratarak hükümet ve TBMM üzerinde baskı kuracak, personel görevlendirmesi yaparak Sıkıyönetim Komutanlıklarına destek verecektir.”

Yunanistan’la savaş provokasyonu, kendi jetini düşürmek: Bu doğrultuda “Türk Hava Kuvvetleri’nin Ege Denizi’ndeki uçuşlarının sayısının arttırılması” ve “Türk savaş uçaklarının Yunanistan tarafından engellendiğinin ve taciz edildiğinin gündeme getirilmesi” (her ikisi de gerçekleşti). Vahim planda şöyle deniliyordu:

“Emirle Ege uçuşları sırasında Yunan Hava Kuvvetlerine ait uçaklar taciz edilerek tahrik edilecek bir çatışma ortamı oluşturulacaktır. Mümkünse bir uçağımızın Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi sağlanacak, bu gerçekleşmediği takdirde yeniden teşkilatlandırılan ÖZEL FİLO personelinden bir pilotun uygun zaman ve yerde kolundaki uçağa atış yapmak sureti ile kendi uçağımızın düşürülmesi sağlanacaktır. Uçağın, Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldüğü yönünde medyada haberler yaptırılarak, AKP Hükümetinin bu konudaki acizliği ortaya konulacaktır.”

“Cübbeli” ve “Sarıklı” gruplar oluşturulması, İstanbul Kadıköy’de ve Fatih Çarşamba’da yeşil bayraklarla gösteri yaptırılması, ardından molotoflarla askeri hava müzesine saldırtılmaları.

Tüm hava üslerine şeriatçı gruplar tarafından saldırılar düzenlenmesi: “hava birlikleri etrafındaki bölgelerde sokaklarda, caddelerde ve çevre yolu ve karayollarında güvenlik bölgeleri oluşturularak denetim sağlanacak, arama yapılacak, şüpheli olduğu gerekçesi ile bazı şahıslar belli süreler alıkonulacaktır. Şiddet gösterenlere şiddetle cevap verilecek gerekli durumlarda silah kullanmaktan çekinilmeyecektir.”

Sivil itaatsizliğe karşı savaş uçakları: “Sıkıyönetim ilan edildikten sonra Ege ve Trakya’da faaliyetler tedricen azaltılacak ve gerilim ihtiyaç nispetinde düşürülecektir. Özellikle İstanbul’daki sivil itaatsizliğe karşı Bandırma, Çorlu Meydanlarında 4’er uçak 24 saat hazırlık durumunda gösteri uçuşu ve gerçek atış yapabilecek şekilde yerde karışık yükle hazır bekletilecek, bu maksatla 162 nci Filo Komutanlığı’nın yarısı Çorlu Meydanı’na intikal ettirilecektir.”

Camiler bombalanacak: Çarşaf eylem planına göre Fatih ve Beyazıt’ta Cuma namazı çıkışında bombalar patlatılacaktı. Halkın içine sızmış provokatörler cemaati tahrik edecek, bunların kızgın Fatihli esnafla birleşip yürüyüşe geçmeleri sağlanacak.

– Güneydoğu’da yani Kürdistan’da direnenlere “İsrail tipi” müdahale edilecek, İstanbul ve büyük şehirlerde rejim muhalifleri ve göstericiler gözaltına alınıp statlarda toplanacak.

36 gazeteci tutuklanacak, 137 gazetecidense “faydalanılacak”: Derhal tutuklanması planlanan gazeteciler: Abdullah Aymaz, Abdullah Yıldız, Abdurrahman Dilipak, Ahmet Altan, Ahmet Taşgetiren, Akif Emre, Ali Bayramoğlu, Ali İhsan Karahasanoğlu, Cengiz Çandar, Ekrem Dumanlı, Emre Aköz, Etyen Mahçupyan, Fehmi Koru, Gülay Göktürk, Haluk Örgün, Hasan Celal Güzel, Hasan Karakaya, Hidayet Karaca, Hrant Dink, Hüseyin Gülerce, Kazım Güleçyüz, Mehmet Altan, Mehmet Ocaktan, Murat Belge, Mustafa Erdoğan, Mustafa Kaplan, Mustafa Karaalioğlu, Nazlı Ilıcak, Nuh Gönültaş, Perihan Mağden, Sadık Albayrak, Serdar Arseven, Sibel Eraslan
Umur Talu, Yavuz Bahadıroğlu.

Balyoz hükümeti

Balyoz belgeleri arasından darbe sonrası kurulacak hükümetin listesi de çıkmıştı:

Rıfat Hisarcıklıoğlu (Başbakan)
Hikmet Çetin (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı)
Yıldırım Aktuna (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı)
Necmettin Karaduman (Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı)
Süheyl Batum (Devlet Bakanı)
Mehmet Moğultay (Devlet Bakanı)
Mehmet Nuri Yılmaz (Devlet Bakanı)
Türkan Saylan (Devlet Bakanı)
Mehmet Seyfi Oktay (Adalet Bakanı)
Kemal Yavuz (Milli Savunma Bakanı)
İsmet Sezgin (İçişleri Bakanı)
İsmail Cem (Dışişleri Bakanı)
Zekeriya Temizel (Maliye Bakanı)
Kemal Gürüz (Milli Eğitim Bakanı)
Ömer İzi (Bayırdırlık ve İskan Bakanı)
Kemal Alemdaroğlu (Sağlık Bakanı
Işın Çelebi (Ulaştırma Bakanı)
Köksal Toptan (Tarım ve Köy İşleri Bakanı)
Bayram Meral (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)
Hüsamettin Özkan (Sanayi ve Ticaret Bakanı)
Rüştü Kazım Yücelen (Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı
İstemihan Talay (Kültür Bakanı)
Eyüp Aşık (Turizm Bakanı)
Hikmet Uluğbay (Orman Bakanı)
Nur Serter (Çevre Bakanı)

“Harp oyununu” dediler ama…

Darbenin lideri ulusalcı Çetin Doğan ve adamları, Balyoz’un bir “harp oyunu” yani hayali bir kriz senaryosu yaparak, bu krize nasıl yanıt verileceğinin görülmesine dair standart bir TSK semineri olduğunu iddia ettiler.

Şimdi Ergenekon yöneticiliğinden tutuklu olan dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un desteklediği darbeci subayların aileleri ve taraftarları Balyoz belgelerinin tahrif edildiğini öne sürerek bu davanın bir komplo olduğunu iddia etti. Ancak mahkemede verilen ifadeler ve kriminal araştırmalar bu iddiaların tümüyle geçersiz olduğunu ispatladı.

Donanma Komutanlığı’ndan çıkan orijinal belgeler

8 Aralık 2010 günü Gölcük Donanma Komutanlığı’na yapılan baskında İstihbarat Şube Müdürlüğü’ndeki bir odanın zeminine gömülü poşetler dolusu gizli belgeler bulundu. Belgeler arasından Balyoz darbe planının orijinali de çıktı. Cuntanın belgelerinin dönemin Donanma Kurmay Başkanı tarafından bilindiği, belgeleri İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Kısım Amiri Kemalettin Yakar’ın zemin altına koyduğu , bakyoz davası sanığı binbaşının ,ifadesiyle belirlendi. Bu gelişme Balyoz belgelerinin sahte olduğu ve tahrif edildiğini edildiğini savunan cunta üyeleri ile taraftarlarının temel tezinin çökmesine neden oldu.

Önce ‘hızlı yargılama’ istediler, sonra davayı sabote ettiler

Balyoz darbecilerinin savunmasını İstanbul Barosu yönetimi üstlendi. Darbecilerin avukatları yargılamanın hızlı olmasını ve müvekillerinin tutukluluk durumunun sona ermesini istedi. Ancak işler tersine dönünce bu kez duruşmalarda olay çıkartıp boykot ederek yargılamayı yavaşlatmayı denediler. Başta Çetin Doğan olmak üzere birçok darbeci general mahkeme heyetini ve savcıyı defalarca tehdit etti.

CHP ve MHP’den darbecilere destek

CHP ve MHP milletvekilleri Balyoz duruşmalarına katılarak, Silivri’de mahkeme önünde basın açıklamaları yaparak kanlı darbe plancısı generallere aktif destek verdi. Kürtlere karşı kirli savaşın komutanı Korgeneral Engin Alan 2011 seçimlerinde faşist partiden milletvekili seçilmiş, MHP ve CHP Engin Alan’ın serbest bırakılması için aralıksız kampanya yapmıştı.

“Yetmez ama Evet” diyenlerin kapısını açtığı kazanım

Balyoz davası, belgeler yayınlandıktan kısa bir süre sonra sivil mahkemede başladı.

12 Eylül 2010’da yapılan anayasa değişikliği referandumunda oylanan paketin maddelerinden biri de komutanların sivil mahkemelerde yargılanmasıydı.

Yüzde 58 buna evet dedi . Bu darbeye karşı mücadele bir eşikti ve halk tüm karşı girişimleri bertaraf ederek bu eşiği aştı.

Balyoz cuntacılarının cezalandırılması yüzde 58’in, Yetmez ama Evet diyenlerin kazanımıdır.

Paşa paşa yargılandılar

2003’te hükümetin bildiği halde dokunamadığı komutanlar 2010’da yargılandılar.

 

marksist.org

Posted in Duyurular, Gerçekler, Türkiye Gündemi | Etiketler: , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun

Posted by Emi[R]ates™ Ağustos 18, 2012

Posted in Dünya Gündemi, Duyurular | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

İbrahim Tenekeci’nin Yeni Şafa’taki ilk yazısı

Posted by Emi[R]ates™ Ağustos 16, 2012

Başlarken…

Nurettin Topçu üstadımız ‘üç hâkimin hükmünde hata aranmaz’ diyor. ‘Kalbin, kaderin ve ölümün.’ Dizlerimizi kırıp kaderin karşısına oturduk ve ‘ne diyecek’ diye merakla bekledik. Sonuç olarak, işte buradayız.

Hep söylüyoruz, yine söyleyelim: Allah, yeniden başlayanların yardımcısıdır. Bunun yanı sıra, Zeynep Arkan’ın Taşınmak başlıklı şiirinde geçen şu dizeyi de hatırlatmak isterim: ‘Atılan adımların acemiliğidir taşınmak.’ (İkrar, Sayfa 9)

Evet, ilk adımımız yahut yazımız olması nedeniyle, hatırı sayılır bir acemilik yaşadığımız söylenebilir. Bu acemiliği, inşallah kısa sürede atlatırız.

Bugünden itibaren, haftada iki kez bu sütunda yazacağız. Çarşamba ve Cumartesi.

Yazılarımızda, mümkün mertebe, siyasetten ve gündemin geçiciliğinden uzak duracak, daha kadim meselelere yönelmeye çalışacağız. Bir anlamda, haber değeri olmayıp da edebi değeri olan konulara değineceğiz. Dışımıza değil, içimize bakmaya gayret edeceğiz. Yazılarımızın çıkış noktası ise Mustafa Kutlu hocamızın şu cümleleri olacak:

‘Bir şey yap güzel olsun. Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin.

Bir şey yap doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun. Rüzgâra ve akıntıya kapılmasın; kırılsın lakin eğilip bükülmesin.

Bir şey yap adil olsun. Haktan hukuktan ayrılmasın. Zalime haddini bildirsin, mazlumun payını versin.’ (Hüzün ve Tesadüf, Sayfa 15)

Bir Şey Yap başlıklı bu yazıda, ‘hürmet’ ve ‘merhamet’ kelimelerine de kuvvetli vurgular yapılıyor. Bu iki kavram, Allah’ın izniyle, anahtar kelimelerimiz arasında yer alacak.

Topçu, ‘Ahlak eğitiminin başında hürmet duygusu gelmektedir. Çocuğa ilk sunulacak olan, hürmet duygusudur’ der. Bir de şu: ‘Birliğe ulaştıracak yol, hürmet yoludur: İlme hürmet, ecdada hürmet, bütün samimi isteklere hürmet…’

Evvela emeğe hürmet edecek, kıyıcı ve yıkıcı davranmaktan kaçınacağız. Eserleriyle bir dünya kurmuş olanların, cümle bile kuramayanlar tarafından kıyasıya ‘eleştirildiği’ bir devirde, hak ve hakkaniyet neyi gerektiriyorsa, onu yerine getirme gayreti içinde olacağız. (Hatırlatmak gerekir ki, istediğini söyleyen, istemediğini işitir.)

Bir kilo un, üç bin buğday tanesinden meydana geliyormuş. ‘Emek’ dediğimiz şey, tam manasıyla budur. Ekmek ise buğdaydan daha değerlidir. Buna da ‘işçilik farkı’ diyelim. Dolayısıyla, sadece ekmeğin fiyatıyla ilgilenmeyecek, serüvenini de daima aklımızda tutacağız. (Ekmeğe hürmet ediniz. Hadisi Şerif)

Merhamet ise insan ruhunun kurucu unsurlarından biridir. Merhamet duygusunu yitiren kimse, bir daha kazanamamak üzere kaybetmiş demektir. Bu yüzden, merhamet etmeye önce kendimizden başlayacak, sonrasında pişmanlık duyacağımız işlerden ve ifadelerden uzak durmaya çalışacağız.

İlgi alanlarımızdan biri de, mütedeyyin camianın gidişatıdır. Son yıllarda, birçok arkadaşımızın hayatına fikirler ve insanlar değil, maalesef imkânlar yön vermiştir. Yine, İsmail Kara hocamızın ifadesiyle, ‘Fikir ve dava öncelikli başlayan birçok hareket, maddiyat ve başarı öncelikli bir hat üzerinde’ ilerlemeye başlamıştır.

Modern hayatın yorucu ve bozucu etkileri, kanaatime göre, en çok bu kesimde kendisini göstermiştir. Kiraz, güzelliğine güvendiği için kurtlanırmış. Durumumuz belki de budur. Ve bu meseleler, güler yüzlü ciddiyet eşliğinde yazılmalıdır. Kimseden korkmadan ve kimseyi korkutmadan…

İsmet Özel, ‘Modern zamanlar, insanların değil, kalabalıkların mutluluğunu düşünür’ demişti. Hem kalabalığın bir parçası olmamak için direneceğiz, hem de mutsuz olacağız. Çünkü bu kadar derdimiz ve meselemiz varken, mutlu bir insan olmamızın imkânı yoktur.

Son olarak şunu söyleyelim: Bana gelecek ve benden gelecek her türlü kötülükten Allah’a sığınırım.

Yeni Şafak

Posted in Duyurular, Türkiye Gündemi | Etiketler: | 1 Comment »