Ceviz Kabuğunu Dolduran Konular

Tarihe düşülen not

  • Anket

  • Son Tweetler

  • Kategoriler

  • Yararlı Linkler

Posts Tagged ‘ad koyma’

İsim Hakkı

Posted by Emi[R]ates™ Ekim 14, 2012

 

Uçakta önümde oturan kadın, kucağındaki çığlık çığlığa bebeğini yol boyunca teskin edemedi. Hâline üzüldüm. Etraftan of pof çekenlere kızdım. Kadıncağızı biraz rahatlatmak için “Delikanlının adı ne” diye sordum. Kadın “Cenk Efe” dedi. “Sen belayı kendi ellerinle çağırmışsın evladım” diye içimden geçirip yana döndüm. Musibeti kendi isteyene merhamet edilmez. Bir adı Cenk bir adı Efe olan bir çocuğun ciyak ciyak ağlaması ne ki. Uçağa zorunlu iniş yaptırmadığına şükretmeliyiz.
Çirkin bir Yusuf ya da aşırı yaramaz bir Halim, Selim gören oldu mu? Lütfen Sultan Selim diyip Ramazan Hoca’yı çürüttüğünüzü zannedip erken kutlamaya başlatmayınız. Bir kere onun ön adı Yavuz. Yavuz her türlü Selim’i döver. Şu anda Muhteşem Yüzyıl’da sekiz yaşlarında sarı kafalı bir oğlan olan II. Selim’e, sonra hayatı şiir yazarak geçmiş III. Selim’e bakınız.
Gözle görebildiğimizin dışında da bir gerçeklik olduğuna inanan biz iman sahipleri için bu tartışmasız bir gerçek. Ağzımızdan çıkan her kelime aynı zamanda duadır. Çocuğuna “Selim” diye seslenmek onun selim bir insan olması için dua etmektir.
İşin ruhlar boyutunu geçelim. Bir insana kırk defa deli dersen deli olur. Dört beş kişi birden bir adama “ya sen hasta mısın?” dese adam fenalık geçirebilir. Bir çocuğa kırk değil kırk milyon kere adı ile hitap edildiğini, dört beş kişi değil en az dört yüz beş yüz kişinin ismiyle çağırdığını düşünürsek ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.
Kısacası, isimlerimiz bir şekilde ruh dünyamızı, karakterimizi, dolayısıyla tüm hayatımızı etkiliyor.
Çocuklarımız bizim bir hobimiz, bir eşyamız değil, Allah’ın bize emanetleridir. İsim vermek bir anne-baba fantezisi gerçekleştirme alanı olmamalı. Eylemde tanışan, eylemden doğuma giden çiftlerin tercihi, Eylem, Devrim gibi isimler ömür duvarına silinmez boya ile yazılmış sloganlar gibi. Devrimlerin, Evrimlerin İlahiyat Fakültesi’nde fıkıh profesörü olma ihtimali daha en başından engellenmiştir. Diğer taraftan; küffarın kanını akıtmadan şu dünyadan göçmemeye yeminli bir babanın opera sanatçısı oğlu Mücahit’in “Müco” kısaltmasıyla durumu kurtarmaktan başka çaresi kalmayacaktır.

Hep anne-baba haklarından söz edilir. Evlatların da anne-babaları üzerinde hakları var. Bu haklardan biri de anne-babanın çocuğa güzel bir isim koymasıdır. Anne-babaya öf bile demeyeceksin, adı Saddam, Yakarış, Özleyiş, Satılmış, Döndü olanlar hariç. Onlar “öffff” de diyebilir, “pöfff” de…
Yere düşmüş bir Arapça gazeteyi üç kere öpüp alnına koyup yüksek bir yere kaldıran, Arapçaya çevrilmiş Das Kapital görse heybeye koyup duvara asacak kadar konuya duyarlı halkımız için iyi isimin tanımı “Kuran’da geçiyor”dur.
Bir ismin iyi olması için Kuran’da geçmesi yeterli zannedilir.
Fonetiği kulağa hoş gelen bir bağlaç, bir zamir, bir edat olabilir.
Kuran-ı Kerim’in okunuşundaki ahenkli musikiden kaynaklı zengin prozede sayesinde bir kelimenin son, diğerinin ilk hecesinin birleştirilmesiyle manasız bir sözcük demeti bir Müslüman ismi olarak karşımıza çıkabilir. (İstiklal Marşı’ndaki “lardayüzen” gibi)
Kuran’da geçen ve “Üzerine” manasına gelen Aleyna mı, Kuran’da geçmeyen ama Allah’ın yarattığı en zarif çiçek olan Nilüfer mi ahrette anne-babasından hakkını isteyecek? Yorumu size kalmış.

Ramazan Rasim

Posted in CKD Haberler, İlginç | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »